Casal dels infants de Raval etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Casal dels infants de Raval etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2013 Pazartesi

Çocuklar için Cennet bir Pazar Gününün Ardından...

İki buçuk ay öyle hızlı geçti ki, bu zaman dilimine 3 ülke, 2 makale, 1 kongre, tez raporu sığdı ve uzatma almamla sonuçlanan değerlendirme sonrası bir rehavet çöktü üzerime... Herkes Ağustos'ta bana iyi tatiller derken ben tatilimi, en azından ruhen, ekim ayında yapıyorum. Sanmayın ki yan gelip yatıyorum. Yine önümde bir çok kongre, bir çok seyahat, ziyaret ve bitmesi gereken bir tez var. Barselona'daki son ayımı mümkün olduğunca verimli kullanmaya çalışarak, özellikle haftasonu etkinliklerini kaçırmamaya çalışıyorum.

Bugün, yani 20 ekim 2013, Pazar günü 6 senelik Barselona geçmişimde ilk defa bu şehrin çocuklar için nasıl bir cennet olduğunu farkettim. Normalde pazar günleri İspanya'da her yer kapalı olur ve aile günü sayılır. İnsanlar öğleden önce sokaklara çıkmazlar. Yazdan kalma bir hava eşliğinde bugün ilk durağımız, geçmişte 150 saat staj yaptığım Casal dels Infants del Raval'in 30. yaş günü etkinlikleriydi. Buranın nasıl bir yer olduğunu merak ediyorsanız ve 150 saatlik stajımın bitirme uygulaması neydi öğrenmek istiyorsanız şu yazıya bir göz atabilirsiniz.


Bebeklerden genç yetişkinlere kadar geniş bir skalada etkinlikler organize ederek kutladıkları 30. yaş günlerinde, amaç hem buradan eğitim alan çocukların ve gençlerin ürünlerine görünürlür kazandırmak, hem de toplumdan destek almaktı. Zira özellikle dezavantajlı göçmen kesime hizmet veren bu sivil toplum kuruluşu gönüllülerin verdiği desteklerle eğitim etkinliklerini sürdürebiliyor bu kriz ortamında. 


Bu etkinlikte en dikkatimi çeken ve en çok hoşuma giden şey basitlikti. Fazla materyale ihtiyaç duymadan, organizasyonu fazla karmaşıklaştırmadan ziyaretçilerin katılımını kolaylaştıran oyunlarla kalabalığın ilgisini çekiyordu. Kriz ortamında oyun oynamanın gayet de mümkün olduğunu bir kez daha ispat etti bu etkinlik bana...

Günün ikinci etkinliği aslında ilki gibi şans eseri karşımıza çıkan bir etkinlikti (itiraf ediyorum Casal'in etkinliğini 48 Hours Open House Barselona Mimarlık etkinliği kapsamında Arc de Triomf'un tepesine çıkmak için sıra beklerken keşfettik.). Çocuklara sanatı sevdirmek ve ailelerinin de katılımıyla yaratıcılıklarını desteklemeye yönelik olarak Picasso Müzesi tarafından organize edilen Big Draw festivali El Born'un yarı gizli yarı merkezi bir kaç küçük ve samimi meydanında karşımıza çıktı. İlk karşılaştığımız etkinlik kartona çizilen maskeleri plastik materiale yapıştırıp maske yapmak ve yapılan maskelerle hatıra fotoğrafı çektirmekti.


İkinci etkinlik kağıtlara yünlerle el işi işlemekti. Bazen çocuklar kağıtlar üzerinde dikiş tutturmaya çalışırlarken, bazen anneler devreye girip el işinin püf noktalarını anlatıyorlardı. 


Üçüncü etkinlik ise benim favorimdi. Tual yerine asetat kağıdı, fırça yerine asetat kağıdı kullanan katılımcılar modellere bakıp resimlerini yapıyorlardı. Bazen çocuklar model, anne-babalar ressamken bazen de çocuklar ressam anne-babalar model olmuştu. Katılım çok yoğun, ortam çok keyifliydi...

Dördüncü etkinlikte ise çeşitli hayvanların baş, gövde ve kuyrukları ayrı ayrı kutulara koyulmuştu. Çocuklar bu parçaları istedikleri gibi kombinleyerek kendilerine özgü, farklı bir hayvan yaratıyorlardı.

Günümün kapanış etkinliği muhtemelen İspanya sınırları içersindeki en büyük çocuk festivaliydi. Hem cumartesi hem pazar, olimpik stadyum çevresinde yapılan ve bu sene 350binden fazla katılımcının eğlendiği bu ücretsiz festival, La Festa dels Supers katalan çocuk kanalı Super 3'ün ana sponsorluğunda gerçekleştirilen, çocuklara yönelik ürünleri olan bir çok markanın ve sivil toplum kuruluşunun çeşitli oyun ve etkinliklerle katıldığı bir organizasyon. Bu festivalde ana kural, hiç bir firma kesinlikle bir ürün satamıyor. Organize edilen oyunlar için de belli kurallar koyulmuş. 


Yukarıdaki video'da oyun alanının sadece 3te 1ini görüyorsunuz. Olimpik stadyumun ana girişinden adım atınca, hayatımda ilk defa o kadar çok çocuğu bir arada gördüğümden olsa gerek, saha içine inmeye korkum. Önce dışarıdaki oyun alanlarını keşfederek başladım.

Dışarıdaki oyunlardan en beğendiğim Barselona, akıllı şehir oyunuydu. Bu oyunda çocuklar için akıllı bir şehir ile neyin kastedildiği anlatılıyordu. Wi-Fi bağlantısı kurmak için herkesin el ele tutuşup hızlı hızlı dalga yaptığı sahneyi izlemek çok keyifliydi. 


Aileler ve çocuklar evlerine döndükten sonra organizasyonda görevli bir arkadaşım sayesinde organizasyonun perde arkasıyla ilgili detaylı bilgiler alıp, olimpiyat stadının ofis kısımlarına daldıktan sonra, 2 saat önce kalabalığından korkup inemediğim sahanın içine ancak boşaldıktan sonra girebildim. 

Sosyal ve eğitim içerikli oyunlarda ise en çok hoşuma giden çocukları kan bağışlamaya teşvik eden standdı. Bu standdaki "Virüslere Gol Atın" oyunu ise çok güzel bir fikrin eğlenceli bir şekilde uygulanması olarak hafızama kazındı. 


Dolu dolu geçen bir pazar gününün ardından mutluluğumu sizlerle bu yazı aracılığıyla paylaşarak 2,5 aydır süren suskunluğuma bir son vermek istedim. Bir günde bu kadar çok etkinlik düzenlendiğini görünce Barselona'da yaşayan çocukları kıskanmadan edemedim. İstanbul'un da bunlar gibi eğlendirici, öğretici, oyun-sanat-müzikle dolu etkinliklere ihtiyacı var. Hem de açık alanlarda... Hayalim bir gün bir belediyeye böyle etkinlikler konusunda danışmanlık yapmak ve o belediyede yaşayan çocuklara değişik sosyalleşme fırsatları sunmak. Kim bilir belki bir gün gerçek olur...



7 Aralık 2011 Çarşamba

Sen bu dünyanın neresindensin?

Neredeyse iki aylık bir aradan sonra, yazacak bir çok konu birikmişken 2012 gelmeden bir şeyler yazmak istedim. Kasım ayı o kadar yoğun geçti ki bir baktım Aralık olmuş bile. Bu arada dönem sonu olması sebebiyle her şey üst üste geldi. Sonunda araştırma yaptığım okula yeniden veri toplamak için dönebildim ve alan çalışmama kaldığım yerden tekrar başladım. Katalanca kursum bitti. Ama her şeyden önemlisi neredeyse 1 senedir yaptığım stajım mutlu bir sonla bitti. Dile kolay, iyisiyle kötüsüyle 150 saat...

Boş Zamanlar da dolmalı, ama nasıl? başlıklı yazımda biraz bahsetmiştim geçen sene gittiğim 100 saatlik teorik kurstan. Bu kursun sonunda boş zamanları değerlendirme gözetmeni ehliyetini alabilmek için 150 saat staj ve 20-50 sayfalık tezimsi bir proje yazmak gerekiyor. Bir yandan doktora, bir yandan ingilizce öğretmenliği, bir yandan alanımla alakasız ek işler ve kurslar derken geçen sene haftada 1 gün 5 saat, bu sene haftada 2 günden 10 saat yaptığım stajımı sonunda bitirmenin haklı gururunu yaşadım. Staj yaptığım yer olan Casal dels Infants de Raval İstanbul'un Tarlabaşı'sı gibi olan Barselona'nın Raval mahallesinin sakinlerine hizmet veren bir toplum merkezi olarak düşünülebilir.


Hizmet verenlerin çoğunun gönüllüler ve stajyer öğrencilerden oluşan, her ne kadar bir mahalleye hizmet etmek için kurulmuşsa da şu anda hizmet alanı gerek Barselona içindeki sosyal risk taşıyan bir kaç mahalle olsun, gerekse Fas gibi İspanya'ya göç gönderen diğer ülkelerde olsun hizmet ağı oldukça geniş bir sivil toplum kuruluşu. Bu kurumda görev alabilmenin en güzel yanlarından biri şüphesiz ki gönüllülere ve stajyerlere sunulan ücretsiz sürekli eğitim kursları ve hizmet verenlerin birbirleriyle kaynaşmalarını sağlayan kültürel etkinlikler yapılmasıydı.
Bu noktada Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının, özellikle de gönüllü hizmet anlayışıyla çalışanların, Casal dels Infants'dan bir çok şey öğrenebileceğini düşünüyorum. Lafı fazla dolandırmadan ben bu kurumun neresinde nasıl bir görev aldım bundan bahsedeyim (bakalım şu linkteki fotoğraflar içinde beni bulabilecek misiniz?.

150 saatlik boş zamanları değerlendirme gözetmenliği stajımı bu toplum merkezinin 3-5 yaş grubuna hizmet veren okul sonrası etkinliklerin yapıldığı merkezde yaptım. Gerek çalıştığımız grubun sosyal risk grubuna girmesi, gerekse staj yaptığım kurumun koyduğu katı kurallar nedeniyle fotoğraf çekemedim (bir kaç foto görmek istiyorsanız şu katologa bir göz atabilirsiniz), yaptığımız şeyleri pek anlatamadım. Bu sefer bir istisna yaparak stajımın bitiminde değerlendirme aracı olarak kullanılan ve tamamen benim ürünüm olan etkinliklerden biraz bahsetmek istedim.

Hem kişisel ilgi alanım olması açısından hem de merkezde bulunan 27 çocuğun Fas'tan, Mali'ye, Bolivya'dan Pakistan'a, Ekvator'dan Brezilya'ya kadar bir çok farklı kültürden gelen ailelerin üyeleri olmaları açısından çok kültürlülükle ilgili bir şeyler yapmak ve çocukların farklı ırk-kültür ve ülkelerle ilgili farkındalıklarını arttırmak istedim. İlgiçtir ki Barselona'nın belki de en çeşitli kültürel popülasyonuna ev sahipliği yapan Raval Mahallesinde bulunan bu kuruluş kültürel farklılıklar konusunda fazla bir çalışma yapmıyor, bunun yerine farklı kültürlerden gelen çocukları katalan kültürüne en çabuk nasıl adapte ederiz üzerinde çalışıyordu.
Oysa ki nadir de olsa bu kadar küçük yaş grubundaki çocuklar arasında bile ırkçı söylemlerle karşılaşmak mümkün oluyordu (Mali'li bir çocukla oynamayı reddeden Faslı çocuk, ten rengi yüzünden onun mide bulandırıcı olduğunu ve onunla kesinlikle oynamayı reddettiğini söylemişti bir keresinde).

Kültürel farklılıklar, çok kültürlü sınıflarda duyarlılığı ve hoşgörüyü arttırmayı hedefleyen hali hazırdaki etkinlik önerilerini ve kitaplarını araştırdığımda özellikle 3-5 yaş grubuna hitap eden beni tatmin edebilecek bir örnek bulamadım. Bu konuda ben neler yapabilirim diye düşündüm. Çocukların 4 yaş ve sonrasında kültürel ve ırksal farklılıkları ayırt edebildikleri bilgisini de göz önünde bulundurarak 5 yaş grubuna yönelik birbiriyle bağlantılı 4 etkinlik hazırladım.

Etkinlik 1: Bilin bakalım bu çocuklar nereli?
Hedef: Çocukların farklı kültürlerden gelen çocukları tanıması.
Araçlar: Google Maps ile oluşturduğum dünya haritası
Sınıftaki kültürel çeşitliliği de dikkate alarak seçtiğim, 16 farklı kültürden gelen çocukların fotoğrafları.
Fotoğrafları duvara yapıştırabilmek için macun yapıştırıcı (blue tack)
Bilgisayar ve Barkovizyon.

Süre: 20-25 dk.

Etkinliği uygulamaya başlamadan önce çocuklar daire şeklinde yere oturur ve etkinlik çocuklara açıklanır. İçinizden kim seyahat etmeyi seviyor? sorusu ile başlanır. Hangi araçlarla seyahat edilir? diye devam edilir. Bugün hep beraber bir dünya haritası üzerinde seyahate çıkacağımız ve farklı ülkelerden ve farklı kültürlerden (bu noktada kültür kavramının basit bir tanımının yapılması gerekir) gelen çocuklarla tanışacağımız söylenir.

Uygulama: Tek tek çocuklara seçilen fotoğraflar gösterilir ve sizce bu çocuk nereli? diye sorulur. Verilen cevaplara göre çocukların doğru cevaba yaklaşabilmeleri için ipuçları verilir. Daha sonra doğru cevabı veren ya da en çok yaklaşan çocuğa, haritanın duvardaki görüntüsü üzerine yapıştırması için ülkesi tahmin edilen çocuğun fotoğrafı verilir.

Uygulama sırasında göze çarpanlar: Çocuklar kendi kültürleriyle benzerlik gösteren çocukları çok kolay tanıyabiliyorlar. Mesela sınıftaki Fas asıllı bir çocuk, kullandığım Faslı çocuğun resminde bir kuzu tutmasını ipucu olarak kullanarak bu çocuk Faslı çünkü benim de Fasta bir kuzum var ve biz onu kesip yiyoruz dedi. Ayrıca dış görünüş farklılıklarına verilen tepkileri gözlemlemek de ilginç. Fiziksel olarak kültürel özelliklerini yansıtan bir Faslı çocuk, Afrikalı zenci çocuğun fotoğrafını görür görmez "Ay ne kadar çirkin" diyerek tepkisini dile getirdi. Bilgi yarışması haline getirilebilinen bu etkinlik çocukların etkin katılımıyla onlar için de eğlenceli bir hal alıyor.

Etkinlik 2: Sen Kime Benziyorsun?

Hedef: Çocukların kendilerine benzeyen çocukların fotoğraflarını tanıması ve neden benzediklerini açıklaması.

Araçlar: Bir önceki etkinlikte kullanılan fotoğraflardan sınıftaki çocukların kültürlerinden gelen çocukların resimleri seçilir.
Tercihen folklorik enstrumental bir şarkı (2-3 dakika uzunluğu geçmemeli) (ben bu etkinlikte kasap havasını arka fon müziği olarak kullandım)
Müzik çalmak için gerekli sistem.

Süre: 10-15 dk.

Uygulama: Müzik başlamadan önce fotoğraflar sınıf etrafına duvarlara yapıştırılır. Çocuklara biraz sonra bir sergiye gidecekleri ve bu sergide gördükleri fotoğraflardan en çok kendine benzeyeni seçmeleri ve müzik bitince bu resmin yanında durmaları söylenir.

Müzik başlar ve herkes sergiyi gezmeye başlar. Müzik bitince tek tek çocukların yanlarına gidilip neden o resmi sectikleri ve kendilerine fotoğraftaki çocuğun ne yönden benzedikleri sorulur.
Uygulama sırasında göze çarpanlar: Çocukların bir çoğu etkinliği tam olarak uygulayamadılar. Ancak bir önceki etkinlikte kendi kültürlerinden gelen çocukları ayırt eden çocuklar kendilerine benzeyen fotoğrafların önünde durdular. Bu fotoğraf sana nasıl benziyor sorusuna verilen cevaplar: Çünkü benim tenim de onun teni de kahverengi, çünkü ikimiz de erkeğiz, saç renklerimiz aynı vs. gibi...

Uygulamanın sağlıklı olabilmesi açısından etkinlik öncesindeki açıklama tane tane yapılmalı ve arka fonda çalan müzik çok uzun ve çok hareketli olmamalı.

Etkinlik 3: Her Türden Çocuk- Hikaye Anlatma...

Hedef: Dış görünüşte farklı olan çocukların birbirleriyle hangi yönlerden benzediklerini öğrenmek
Araçlar: Uygulamanın yapıldığı dilde bir hikaye kitabı. Az yazılı, çok resimli ve interaktifliğe izin veren bir anlatımı olması tercih edilmeli. Ben uygulamayı katalanca yaptığım için seçtiğim kitap "Nens de Tota Mena" oldu.
Süre: 10-15 dk

Uygulama: Kitap okunurken anlatılanlarla ilgili çocukların düşünmelerini sağlayacak sorular sorulur. Çocukların kitapta anlatılan çocuklarla kendileri arasındaki benzerlikleri bulmalarını destekleyecek soruların sorulması hedeflenmelidir.

Uygulama Sırasında Göze Çarpanlar: Mümkünse kitabın bilgisayar ortamında duvara yansıtılarak okunması herkesin daha kolay görebilmesi açısından daha faydalı olacaktır. Hikayenin uzun olmaması ve çocukların gördüklerinden yola çıkarak sizin soracağınız sorulara cevap vermeleri desteklenmelidir. Seçtiğim kitapta tüm çocukların farklı da olsa kendilerini seven ve onlara bakan bir ailesinin veya onlarla ilgilenen yetişkinlerin olduğundan, her çocuğun yemek yediğinden, çiş yaptığından bahsettikten sonra her çocuğun oyun oynamayı sevdiğini söyleyerek hikaye sona eriyordu.

Etkinlik 4: Kültürel Çeşitliliği Boyayalım ve Memory Oynayalım
Hedef: Farklı kültürlerden gelen çocukların renklerini boyayarak kağıt üzerine yansıtabilmek.
Dikkat gelişimini desteklemek.

Araçlar: Farklı kültürlerden gelen kendi kültürlerine özgü giysiler giymiş çocuklarıdan oluşan A4 boyama kağıdı (her çocuğa aynı kağıttan 2 tane verilir).
Tercihen ince uçlu kuru boya kalemi
Makas
Zarf (kişi başı 1 tane)

Süre: 20-30dk

Uygulama: Çocuklara kağıtlar ve boyalar dağıtıldıktan sonra iki kağıt üzerinde ayrı ayrı bulunan aynı resimleri aynı şekilde boyamaları söylenir ve bu bir örnekle desteklenir.
Çocuklar boyama yaparken gözetmenlikle görevli yetişkinler çocuğun işini kolaylaştırmak için resimleri küçük kareler halinde keserler.
Boyama ve kesme işi bitince memory oyunu nasıl oynanır hep beraber bir kaç el oynanarak gösterilir.

(Memory oyunu, kağıtların ters çevirilip eşlerinin bulunması oyunudur).

Uygulama Sırasında Göze Çarpanlar: Çocukların iki farklı kağıtta bulunan eş figürleri aynı boyaması için sürekli gözetmenlik yapmak gerek. Boyama süreci çocukların hızlarına bağlı olarak çok kısa veya çok uzun sürebilir. Hızlıca bitirenler için kağıtları kesme işleri onlara bırakılabilir veya yine aynı konulu bir mandala ek etkinlik olarak sunulabilir. Yavaş boyayanlar ise kalan kartları bir zarf içinde evlerine götürebilir etkinliğe orada devam edebilirler.

Bu 4 etkinliği uygulamak için yaklaşık 1 saat 15 dakikam vardı ve boyama etkinliği biraz hızlandırılmış olarak gerçekleşmiş olsa da zamanı yetirmeyi başardım. Etkinlikler sonunda çocukları tekrar bir daire etrafında toplayıp, değerlendirme ve kapanış oturumu yaptım. Bu oturum çocukların geçirdikleri 1 saatlik bir süre içerisinde neler öğrendiklerini özetlemek ve etkinliklerden hoşlanıp hoşlanmadıklarını anlamak ve üzerine düşünmelerini sağlamak için önemli bir aşamaydı benim değerlendirilmem açısından. Bir çok çocuk özellikle haritalı etkinliği çok sevdiğinden bahsetti. Onların keyif aldıklarını görmek beni de mutlu etti.

Şüphesiz bu etkinliklerin geliştirilebilecek bir çok yanları var. İlk kez uygulandıklarını düşünürsek bence zaman/materyal/açıklama süreci gibi ufak detayları daha dikkatle planlarsanız çok ilgi çekici sonuçlar alacağınıza eminim...

Kültürlere ve farklılıklara dokunmaya korkmayın. Ama dikkatli olun. Etkinlikleri planlarken kalıp yargıları ne kadar desteklediğinizi ya da çocukların hayal güçlerini ne kadar esnettiğinizi göz önünde bulundurun. Ve mutlaka ama mutlaka öğrenirken eğlenmeleri için gerekli ortamı onlara sağlayın...